FACEBOOK TWITTER GOOGLE RSS YOUTUBE

Ameliyat Sonrası Bakım



Yazar: Bilgin | Sağlık | 30 Oca 2012 | 0 Yorum

Ameliyat Sonrası BakımAmeliyat Sonrası Bakım

Sürekli/yoğun gözlem ve uzman hemşirelik bakımını gerektiren kalp ameliyatı geçiren hastaların bakımı, gerekli özel aletlerin bir arada olduğu yoğun bakım ünitelerinde sürdürülür. Hastanın özel gereksinimleri ve cerrahın direktifleri bakım planına adapte edilir.

Hastanın bakımının planlanmasında ve uygulanmasında hemşireye rehber olacak girişimler:

Hasta ameliyatta iken, hastanın alınacağı oda da gerekli malzemeler hazır halde bulundurulur. Birçok yoğun bakım ünitesinde, hastayı izleme aletleri duvara monte edilmiş durumdadır. Aletlerin çalışmaları kontrol edilerek herhangi bir aksaklık olmaması sağlanır.
Kapalı göğüs denarjı diürez, IV infüzyon arteriyal, CVP ve pulmoner arter basıncı ölçümü için yerleştirilen kataterler fonksiyonları açısından kontrol edilir. Endotrakeal tüp mekanik ventilatöre bağlanarak solunum desteklenir. Ve gerekli olduğu sürece devamlı oksijen verilir.
Sistolik kan basıncı 100 mmHg ya da daha fazla oluncaya kadar hasta düz yatırılır. Daha sonra hastanın başı kademeli olarak yükseltilir. Bu arada reaksiyonlar kaydedilir. Özel bir direktif verilmedikçe her iki saatte bir hastanın pozisyonu, sol lateral, sırt üstü ve sağ lateral olmak üzere değiştirilir. Pozisyon değişiminde hastadaki direnlerin yerinden oynamamasına özen gösterilir.
Sağ kalbin fonksiyonunu ve intravakasküler kan volümünü gösteren CVP ölçümleri alınır. Genellikle hastalık ve ameliyat travması nedeniyle kalbin zayıflaması ve dolgunluğa bağlı olarak açık kalp ameliyatları sonrasında, CVP yükselir. Ayrıca hipervolemi sonucu da CVP da artış görülür.
Akciğerin ekspansiyonunu kolaylaştırmak, ameliyat bölgesinde oluşan sekrasyon ve kanın drenajını sağlamak için toraks boşluğuna yerleştirilen drenler, kapalı drenej sistemine bağlıdır. (Daha önce anlatılan kapalı göğüs drenajındaki bakım ilkeleri aynen uygulanır), Göğüsün her iki tarafının hareketleri arasındaki parallellik kontrol edilir, Ekspansiyanda iki taraftan birinde eşitsizlik olması, hastada dispne geliştiğini gösteren belirti olabilir. Pulmoner sekresyon retansiyonundan sakınmak için, TA stabilize olur olmaz, 1-2 saat aralıklarla hastaya derin solunum (saatte 5-10 kez) ve öksürme egzersizleri yaptırılır. Hemşire hastanın başucunu yükseltir ve oturur pozisyonda göğsü önünden/arkasından destekleyerek öksürmesine yardımcı olur. Öksürme işlemi verimli olmazsa ve sekresyon olduğu açıkça görülüyorsa endotrakeal aspirasyon yapılır
Hastada endotrakeal tüp takılı iken saatte bir ya da gerekirse daha sık aralıklarla endotrakeal aspirasyon yapılır. Sekresyonun miktarı, rengi ve yoğunluğu belirlenir, Aspirasyon hasta açısından korkulucu bir deneyim olduğu için, uygulamadan önce hastaya açıklama yapılmalıdır, Aseptik koşullarda ve dikkatli bir şekilde uygulanan aspirasyon işlemi, 10 saniyeyi geçmemelidir.
Yaklaşık 12-24 saat sonra, hasta spontan ve yeterli solunum yapabiliyorsa, akciğerler yeterince ekspanse oluyorsa ve arteriyal kan gazları normal sınırlar içinde ise endotrakeal tüp çıkarılır (ekstübe edilir), ancak hastaya ılık ve nemli oksijen verilir. Entübasyon tüpü en fazla 48 saat kalır: bu sürenin sonunda hasta mekanik solunum aygıtından ayrılmaya direnç gösteriyorsa, trakeostomi yapılabilir.
Ameliyat sonrası birinci ve ikinci günler sürekli olarak elektrikli termometre ile hastanın periferik ve rektal vücut ısısı ölçülür. Bu dönemde ateş 2°C – 3°C kadar yükselir. Ve 3-4 gün yüksek kalır. Genellikle aspirin suppozituvar ile ateş düşürülür.
Hastanın nörolojik fonksiyonlarının düzenlenmesi de önemlidir. Ameliyat sırasında dolaşımdaki durgunluğa bağlı olarak trombüs oluşabilir ve daha sonra hastanın hareket etmesiyle emboliye neden olabilir. Ayrıca sol kalpte ameliyat sırasında az miktarda hava kalması, hava embolisi oluşturabilir. Bu tür komplikasyonlar göz önünde bulundurularak hastanın bilinç düzeyi, oriyantasyon durumu ve pupilla refleksi kontrol edilir, hareket ve konuşma yeteneği test edilir.Pupillanın büyüklük, eşitlik ve ışığa reaksiyonuna bakılır. Pupilla dilatasyonu. kandaki karbon dioksit (C02) miktarının artığını göstermesi açısından önemlidir
Hasta 1-2 saat için de anestezinin etkisinden kurtulur. Bunun gerçekleşmemesi beyinde hava, kalsiyum yağ ya da trombotik partikül embolisine bağlı olabilir. Ayrıca beyinde oluşan bir emboli ya da anoksi hastada oriyantasyon bozukluğuna neden olabilir. Hastanın fonksiyonlarındaki kayıp ya da zayıflama derhal rapor edilmelidir. Radiyal nabızın yanı sıra ekstremitedeki periferik nabızlar (temporal, dorsalis pedis, femoral ve posterior tibial) kontrol edilir. Bu nabızlardan herhangi birinin yokluğu, trombüs ya da emboli oluşumunun belirtisi olabilir.
Ameliyat nedeniyle oluşan sıvı kaybının giderilmesi için, ameliyat sonrası hastaya ilk 24- 48 saat süreyle kan ve sıvı transfüzyonu yapılır. Bir saatte verilecek maksimum sıvı miktarı belirlenir; dolaşım sisteminde aşırı dolgunluğa neden olmamak ve kalbe zarar vermemek için CVP ölçümleri yapılır ve verilen sıvının akış hızı dikkatlice kontrol edilir. Ayrıca dolaşım yüklenmesi (tlipervolemi) ve kalp yetmezliği oluşumunu önlemek için sodyumlu sıvılar verilmez, suda dekstroz çözeltileri tercih edilir. Hastanın aldığı/çıkardığı kaydedilir ve durumu elveriyorsa oluşabilecek sıvı retansiyonunu belirleyebilmek için hasta hergün tartılır. Ameliyat sonrası ilk 24-36 saat süreyle, saatlik idrar takibi yapılır, saatte çıkan idrar miktarı 30 ml ‘nin altında ise, böbrek yetmezliği gelişme olasılığı düşünülerek hekime haber verilir.
Endotrakeal tüp çıkarıldıktan ve hastada yutma refleksi geri geldikten sonra susuzluk hissini gidermek için, yavaş yavaş ağızdan su ve asitsiz meyve suları verilebilir. Hastanın gaz yapan yiyeceklerden kaçınması, az ve sık yemesi doğru olur. Bazı hastalarda sodyum kısıtlaması gerekebilir.
Kalpte ameliyat nedeniyle oluşan travmanın azaltılması için, hastanın kesintisiz dinlenmesi çok önemlidir. Yapılması zorunlu değişik gözlemler, tedaviler, testler ve hekim vizitleri hastanın yeterince dinlenmesini engelleyebilir. Hemşire, hastanın bu tür sorunları karşısında duyarlı olmalı ve gerekirse hekimiyle konuşarak gerekli önlemleri almalıdır.
Ameliyat sonrası hastadaki moral bozukluğuna bağlı olarak kısa süreli depresyon/öfke gibi ruhsal değişiklikler görülebilir. Hemşirenin hastada gelişen bu tür reaksiyonlar: anlayış ve sabırla karşılaması çok önemlidir. Hastanın neler hissettiğini bilmesi ve hemşirenin hastanın durumu ile ilgili! Açıklamalar yapması bir ölçüde destek sağlayabilir.
Kalp ameliyatları sonrasında ağrıyı gidermek için kullanılan analjezik ve sedatifler, öksürme ve solunum merkezini deprese ettiği için çok dikkatli kullanılmalıdır. Ağrının hafifleştirilmesi için bu tür ilaçların kullanıldığı durumlarda hastanın ilaca verdiği cevabın yakınen gözlenmesi, ilaç verilmeden önce ve sonra solunumun kontrol edilmesi gerekir. Hastanın çekmesi, yeterince dinlenmesini engeller, solunum sistemi ve kalp üzerindeki olumsuzluğu arttırır. Bu nedenle hastaya çok küçük dozlarda narkotik ilaçlar verilebilir. Narkotikler verildikten sonra ilaca bağlı olarak gelişebilecek hipoksi, kanama gibi komplikasyonlar açısından hasta dikkatlice gözlenmelidir
Dolaşım durgunluğunu ve trombüs oluşumunu önlemek için hastanın mobilizasyonu ve egzersiz yapması gerekir. Başlangıçta ekstremitelere pasif hareketler yaptırılır, daha sonra önce alt ekstremitelere (ayak/bacak) takiben üst ekstremitelere (kol/omuz) aktif hareketler uygulatılır. Hasta aşarnal. olarak yatağı içinde bir taraftan diğer tarafa döner, sandalyede oturur ve son olarak kendi hijyenik bakımını yapar hale gelir/yürür. Her bir hasta için, egzersizlere başlama, hareket yeteneği ve hareketi arttırma oranı farklılık gösterir. Fizyoterapist ile ilişki kurularak bir program hazırlanır. Örneğin aort koarktasyonu nedeniyle ameliyat olan hastanın, diğerlerine göre daha uzun süre hareketsiz kalması gerekir. Aktivitenin miktarının belirlenmesinde, harekete başlandığında hastanın gösterdiği reaksiyon etkili olur .
Ameliyat sonrası, hastadaki korku, anksiyete ve gerginliğin giderilerek hastanın psikolojik durumunun düzenlenmesi gerekir. Bu dönemde hastanın sorduğu sorular ve aldığı cevaplar önemlidir; hasta kendi durumuyla ilgili bazı bilgileri almak ister. Hemşire yapılan ve yapılması olası işlemlerle ilgili algılayabilecekleri ölçüde kısa açıklamalar yaparak hastaya güvence vermelidir. Hasta bu dönemde , depresif ya da irite olabilir. Hemşirenin bu tür reaksiyonlar karşısında sabırlı ve anlayışlı olması, hastanın hissettiklerini bilerek, açıklamalarını o doğrultuda yapması hastaya moral verecektir Bu arada hasta ailesine hastanın durumu hakkında bilgi verilir. Hastayı görmek isterlerse aileyi hastanın odasına almadan önce bilgilendirmek, onların endişelerini gidermek için hasta ünitesindeki aletler hakkında kısa açıklamalar yapmak yararlı olur .
Sağlık durumunun olumlu yönde gelişmesine bağlı olarak, farklı bir üniteye transfer edilen hastada, değişik çevreye ve hemşirelik bakımına adaptasyonda sorun çıkabilir. Çok dikkatli ve sıkı gözlem yapılan yoğun bakım ünitesinden ayrılmak, hastada anksiyete ve huzursuzluğa neden olabilir. Hastanın başka bir üniteye transferi mümkün olduğunca yumuşak yapılmalı, hastanın kişisel reaksiyonları ve gereksinimleri ile ilgilenen hemşire ile iyi iletişim içinde olması sağlanmalıdır
Nekahat ve rehabilitasyon döneminde hastanın aktiviteleri giderek arttırılır. Bu arada hastada solunum yetmezliği, kalp ağrısı, taşikardi gibi olumsuzluklar gözlendiğinde derhal aktivite durdurulur ve hekimi haberdar edilir. Hastane politikasına bağlı olarak solunum terapisf ve fizik tedavi uzmanı ile ilişki kurulman. hastanın rehabilitasyon programı hazırlanarak uygulanması için ortam oluşturulmalıdır. Aile bireylerine ve hastaya, hastanın bakımı, aktivitelerini ne kadar süre kısıtlamak zorunda olduğu, kapsamının ne olacağı konusunda bilgi verilir.

ÖZET
Düzenli ve devamlı bir şekilde kasılıp gevşeyen kalp, kanın vücudun tüm bölümlerine gönderilmesi, oksijenin taşınması, hücrelerin salgıladıkları metabolik artıkların atılması işlevlerini sürdürür. Kalp, aşın heyecan, stres zor ve güç egzersizler gibi yaşamdaki çeşitli zorlamalara karşın, içinde bulunduğu duruma çabucak adapte olma özelliğine sahiptir. Gece, gündüz hiç durmaksızın bir makine gibi çalışan kalbin yapısı sağlam ve kuvvetlidir. Arıcak zamanla değişik nedenlere bağlı olarak fonksiyon bozuklukları ve doku defektierinin meydana gelmesi, bu mekanizmanın zayıf, yetersiz hale gelmesine ve kalp hastalıklarının ortaya çıkmasına yol açar.
Kalbin ve büyük damarların cerrahi hastalıkları konjenital ve edinsel olmak üzere iki ana başlık altında toplanır. Kalp ameliyatlarının başarılı olması ve ameliyat sonrası komplikasyonların en aza indirgenmesi için ameliyat öncesinde özellikle kardiyovasküler, pulmoner, renal ve gastrointestinal sistemlerin fonksiyonlarının çok iyi değerlendirilmesi gerekir.
Kalp ameliyatlarında, kapalı ve açık olmak üzere ikı değişik yöntem uygulanır. Kapalı kalp ameliyatları, kalp akciğer makinesi kullanılmadan, diğer bir deyişle kardiyak arrest oluşturulmadan gerçekleştirilir. Açık kalp ameliyattannca ise, geçici olarak kardiyak arrest oluşturulur, myokardı koruma ve karc.o-putmoner bypass teknikleri uygulanır.
Ameliyat sonrası kalbin hemen fonksiyone olması gerektiği için, kalp ameliyatları vücudun diğer bölümlerinde oluşturulan ameliyatlarından farklı sorunları beraberinde getirir. Uzun bir hazırlık dönemini kapsayan ameliyat öncesi. özellikle hastanın fiziksel ve ruhsal açıdan en üst düzeyde bulundurulmasında hemşireye önemli görevler düşer. Ameliyat sonrası sürekli ve yoğun Gözlem gerektiren açık. kalp ameliyatlı hastaların bakımı, yoğun bakım ünitelerinde. bu konuda eğitilmiş uzman hemşirelerce sürdürülür.

Etiketler:

Yorumlar

Isim - Soyisim
E-posta Adresiniz (yayınlanmayacak)
Web Siteniz (varsa)
Yorumunuz

Giriş

Popüler Yazılar

Haberler