Gençlerin Cinselliği

0
874

Gençlerin Cinselliği
Genel anlamda gençlerin cinselliği söz konusu edildiğinde, üç olasılık karşımıza çıkar. Birinci olasılık gencin hiç bir cinsel davranışta bulunmamasıdır, buna cinsel perhiz de denebilir. Gerçekte mutlak anlamda bir cinsel perhiz, psikolojik anlamda olanaksızdır. İkinci olasılık erken yaşta evlenmedir.

Asya’nın ve Afrika’nın gelişmemiş bölgelerinde erken yaşta evlenme ve hemen çocuk yapabildiğini kanıtlama çok yaygındır. Örneğin Bengladeş’te kızlar için ortalama evlenme yaşı onbir yaş ve altı aydır, oysa Avrupa genelinde ilk evlilik yaşı ortalaması yirmi yaş üstüdür. Erken yaşta evlenen kızlar genellikle az eğitim görür ya da hiç eğitim yapamazlar, henüz kendi kimliğini bulamamış bir kızın kendi kimliğini bir başkasının kimliği ile birleştirmeye hazır olması beklenemez. Bu ve benzeri çeşitli nedenlerle erken evlenenler genellikle zayıf kişilik gelişimi gösterirler. Nitekim Brezilya, Nijerya, Endonezya, Nairobi çalışmaları erken yaşta evlilik ve erken hamileliklerin gerek bebeğin gerekse annenin tüm yaşamını olumsuz etkilediğini göstermektedir. (5) Uçüncü olasılık ise, evlilik öncesi her iki cinsin de belli bir cinselliği yaşamalarıdır. Bu konuda kız ve erkeklerin cinselliği yaşaması arasında bundan yüz elli yıl kadar önce tüm dünya ülkelerinde büyük farkların söz konusu olduğu anlaşılıyor.

Günümüzde bu fark gelişmiş ülkelerde bile tam anlamıyla değilse de, en azından büyük ölçüde kapanmaktadır. Birleşmiş Milletler tarafından yayınlanan ikı büyük kitapta gelişmiş ve gelişmekte olan tüm ülkelerdeki, gençlerin cinsel yaşantıları incelenmektedir. Bunların içinde ne yazık ki islam ülkeleriyle ilgili hiçbir bulgu bulunmuyor, ama örneğin Norveç’te dini temel alan bazı araştırmalara göre, Müslüman erkeklerde evlilik öncesi cinsel deneyimde bulunanların oranı, diğer bütün dinlerdekilerden çok daha yüksektir. Buna göre bütün evlenmemiş Müslüman genç erkeklerin dörtte üçü cinsel ilişki deneyimine sahiptir, oysa bu oran Müslüman kızlar için çok düşüktür.

Hıristiyan erkeklerin yarısının cinsel ilişki deneyimleri olmuştur ve bu, kendi kız arkadaşları ile söz konusudur. Bu kitaplarda göze çarpan en önemli özellik günümüzde gelişmiş ülkelerde kızların ve erkeklerin cinsel yaşantılarının artık birbirinden çok farklı olmaktan çıkmış olmasıdır. Oysa gerek bu kitaplarda yer alan araştırma sonuçlarına gerekse hepimizin çok yakından bildiği ülkemiz gerçeklerine dayanarak, evlenmemiş kızlarımızla evlenmemiş erkeklerimizin cinsel yaşantıları arasında hala çok büyük farkların olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Türkiye’de genç erkekler cinsel sorunlarına çözümü büyük ölçüde genelevlerde aradıkları için cinsel deneyim ve cinşellikle ilgili yaşantı doğal olarak onlarda çok daha yüksek oranlardadır. Bu durumda genç kızların karşısındaki tek seçenek erken evlilik haline gelmektedir. Oysa yukarda biraz önce de söz edildiği gibi çok genç yaşta evlilik tıbbi ve toplumsal alanda problemlere yol açar. Çok genç yaştaki annelerin doğurduğu bebeklerde ölüm oranı çok yüksektir, bu bebeklerde daha doğumda tartı çok düşüktür.

Prematüre doğum denilen vaktinden önce doğum sıktır, genç anneler bebeğe yeterli bakımı ve uyarıyı veremediği için bebeklerde hastalık ve zeka geriliği çok daha yüksek oranlardadır . Gençlik döneminde cinsel yönelirnde hala çelişik duyguların varlığı nedeniyle, böyle küçük yaştaki bir kızın cinsel kimliğini tam anlamıyla içine sindirebilmiş olması beklenemez. Duygusal ve ekonomik bağımsızlığını kazanamamiş bu gençlerin başkasına bağımlı kalmaları kaçınılmaz olacaktır. Klasik psikiyatri kitaplarına göre erken evlilikler in yarıdan fazlasında ilk beş yıl içinde büyük problemler ortaya çıkmaktadır, Genel bir kural vardır, başlangıçta eşler ne kadar genç ise, evliliğin dengeli ve başarılı yürümesi olasılığı o oranda azdır. Gelişmekte olan ülkeler arasında evlilik dışı bebek doğumları en yüksek oranlarda Kenya’dadır, Ondokuz yaşından önce cinsel ilişkide bulunan ve yirmi yaşlarında bebek .doğuran bekar kadınların oranı Endonezya’da %7, Urdün’de % 3.7, Malezya’da % 5.7, Yemen’de % 1,8, Türkiye’de % 13.2 dir. Türkiye’de bekar genç kızlar arasında bebek doğumları, araştırma yapılan tüm Asya ülkeleri arasında en yüksek oranlardadır; diğer Asya ülkelerinde kent ile kırsal bölge arasında çok büyük fark yoktur. Oysa bu fark ülkemizde çok büyüktür ve ilginç olan nokta, bu oranın kırsal bölgelerde kentlerden çok daha yüksek olmasıdır. Ülkemizde evlilik dışı ve 19 yaşından önce bebek doğuran kadınların kırsal yörelerde daha çok bulunması, bu kızların resmi nikah yerine sadece dini nikahla yetindiklerini ya da gerçekten kırsal yörelerde evlilik dışı bebek doğum oranlarının kentlerden daha yüksek olduğunu düşündürmektedir'”.

Gelişmiş ülkelerde genç kızlarda doğurganlık oranı çok düşüktür. 1960’lı yıllardan sonra bekar kızlarda bu ülkelerde doğurganlık bir süre için çok artmış. da, 190O’li yıllardan itibaren büyük düşüş görülmuştur. Danımarka, Norveç, İngiltere gibi kuzey Avrupa ülkelerinde 15-19 yaşındaki gençlerde doğurganlık oranı binde 10’dur, yani bu ülkelerde gençlerdeki doğurganlık, bundan tam 90 yıl önceki oranlardadır. Aradan geçen doksan yıl içinde bu alanda fazla bir değişim olmadığı anlaşılmaktadır. i Oysa ülkemizde dinsel konuları alabildiğine istismar eden çevrelerde devamlı işlenen konu gelişmiş ülkelerde ahlak diye bir şeyin kalmadığı ve kızların sokaklarda çocuk düşürdükleri ya da her önüne gelenle ilişki kurdukları çevresinde yoğunlaşmaktadır. Avustralya, Yeni Zelanda, Japonya, Kanada, ABD gibi ülkelerde de, Avrupadaki kadar değilse de, genç kızlardaki doğurganlık oranları giderek düşmektedir. Bütün bunların nedeni daha etkin cinsel eğitim derslerialmaları ve doğum kontrol yöntemlerini kullanmayı bilmeleri kadar, hatta ondan da önemlisi, gelişmiş ülke gençlerinin kendi cinsel davranışIarının sorumluluğunu daha gerçekçi ve etkin biçimde artık doğrudan kendilerinin yüklenmiş olmalarıdır. Bu ülkelerdeki genel eğilim şudur: Her genç kendi davranışlarının sorumluluğunu kendisi .saptamalı ve davranışlarının iyi ya da kötü sonuçlarına gene kendisi katlanmalıdır, cinsellikte sorumluluk karşılıklı yaşanır, yani iki cins arasında olanlardan kız kadar erkek de eşit biçimde sorumludur, kızın cinselliğini denetlemeye ya da kısıtlamaya hiç kimsenin hakkı yoktur, bir kız da tıpkı bir erkek gibi kendini savunmaya ve davranışlarını idare etmeye yeterlidir?’. Gelişmiş ülkelerde artık dış baskılardan büyük ölçüde uzak kalan gençlerin incelenmesi şu tabloyu ortaya koyar: Kadın psikolojisinde genellikle hep vurgulandığı gibi günümüz kızları da, genellikle daha romantik ilişkiler bekleme eğilimindedir, hatta yaygın biçimde düşünülenin aksine, tek erkekle arkadaşlığı tercih etmekte ve ona sadık kalmaktadırlar.

Aynı şekilde genç erkekler arasında da, her önüne çıkan kızla ilişki kurmaktan hoşlanan, hemen onlarla yatabilenler de çok nadirdir. Kısaca eski yıllarda genç erkeklerin yaşantısına genelev kadınlamgirdiği ya da bu gençler erken yaşta evlendiği halde, günümüzde cinsel yaşantılarını kendi kız arkadaşlarıyla sürdürmektedirler, yeni olanbudur. Bu genel eğilimlerin uzantısı olarak, evlenmemiş kızlar arasında bakire olma konusu eski önemini kaybetmiştir. Örneğin Macaristan’daki oranlar ABD veya Norveç’ten farklı değildir. İngiltere; Belçika, Kanada, Almanya, Norveç gibi ülkelerde ondokuz yaşına gelen evlenmemiş kızların yaklaşık yarısı ile üçte ikisi bakire değildir, yani yaklaşık üçte biri bakiredir. (7), Bunlar gelişmiş ülkelerle ilgili sayılar.. Afrika ve Asya’nın gelişmemiş ya da gelişmekte olan bölgeleriyle ilgili olarak da çok benzer sayılar ortaya çıkmaktadır. Örneğin Afrika’da Liberya, Gambia, Kenya, Nijerya, Uganda, Tanzania veya Güney Amerika’da Brezilya’da genç kızların daha ondokuz yaşına gelmeden, evlenmedikleri halde erken yaşta cinsel deneyime sahip oldukları görülmektedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here